30 Eylül 2016

Kimyasal Bağların Oluşumu ve Çeşitleri

Maddenin en küçük yapı taşı olan atomlar, kendilerini oluşturan daha küçük alt parçacıklara ayrılırlar. Bunlar: Nötron, proton ve elektronlardır. Atomun esas kütlesini meydana getiren nötron ve protonlar, atomun merkezinde bulunup çekirdek adını alırlar. Elektronlar ise, çekirdeğin etrafındaki yörüngelerde, hareket halinde bulunan parçacıklardır. Bu atom altı parçacıklardan; nötronlar yüksüz, protonlar pozitif ve elektronlar ise negatif yüklüdür. 

03 Eylül 2016

Canlılığın Yapılanması, Biyolojik Organizasyon Düzeyleri

Atomların bir araya gelmesiyle oluşan moleküllerden yeryüzündeki bütün canlıları içine alan biyosfere kadar, tüm canlı sistemlerde yapısal bir düzen vardır. Bu düzen sayesinde, organizmada ve organizmalar arası ilişkilerde bir işleyiş meydana gelmektedir. Canlılardaki bu yapı ve işleyiş birbiri ile sıkı bir ilişki kurmuştur.

05 Haziran 2015

Işık Saçan Canlılar, Bioluminesans

Yaşamsal işlevlerini devam ettiren canlı organizmaların, aynı zamanda ışık hücrelerinde bulunan Lusiferin maddesini Lusiferaz enzimi yardımı ile oksitlenmesi sonucunda açığa çıkan ışıma olayına bioluminesans denir.

İsmi Yunanca ‘’bio’’ (yaşam), Latince ‘’lumen’’ (ışık) kelimelerinin birleşmesi sonucunda meydana gelmiştir.

04 Haziran 2015

Hücre Metabolizmasının Denetlenmesi ve cAMP

Organik ve inorganik maddelerin hücreye alınımı, nakli ve işlenmesi gibi bütün biyokimyasal dönüşüm reaksiyonlarına metabolizma denir.

Hücre metabolizmasında gerçekleşecek reaksiyonlar, hücrenin kalıtsal materyalinin denetiminde yürütülür.

30 Mayıs 2015

DNA Replikasyonu: DNA'nın Kendini Eşlemesi Olayı

Hücreler neden DNA'sını replike eder? Çünkü mayoz ve mitoz bölünmenin meydana gelebilmesi için hücreler DNA'sını iki katına çıkartarak hücre bölünmesini meydana getirirler.

Replikasyon hücre içerisindeki genetik materyalin tamamen aynısı olacak şekilde 2 katına çıkarılma işlemidir. Replikasyon işlemi hücre siklusunun S evresinde gerçekleşir. Hücre siklusu G1, S, G2, M ve G0 evrelerinden ibarettir.

04 Mayıs 2015

Bakterilerde Fotosentez: Kendi Besinini Kendisi Üreten Canlılar

Bakterilerde fotosentez, diğer fotosentez yapan canlılarda olduğu gibi enerji ve besin ihtiyacını karşılamak için yapılır. Bakterilerde fotosentezin meydana gelmesiyle bakteri için gerekli olan enerji ile besin sağlanarak metabolizma devam ettirilir ve düzensizliğe karşı hücre organizasyonu korunur.

Bakterilerde fotosentezin başlaması için ışık yakalayıcı pigmentlere ve ETS (elektron taşıma sistemi) elemanlarına gereksinim vardır. Fototrof bakteriler, ışık yakalayıcı pigmentlere sahiptirler. Bakteriler, prokaryotik hücre yapısına sahip canlılar olduklarından dolayı, hücre organizasyonlarında kloroplast bulunmaz. Dolayısıyla sahip oldukları ışık yakalayıcı pigmentler sitoplazmalarında yer alır. ETS (elektron taşıma sistemi) elemanları ise hücre zarlarında bulur.

26 Nisan 2015

Protein nedir?

Amino asitlerin belirli sayı ve dizilişte kovalent bağı ile oluşturdukları polipeptid zincirlerine protein denir.

Proteinlerin sözlük anlamı: Canlı gözelerin(hücre) ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon öğeleri bulunan amino asit bileşiminden oluşmuş karmaşık yapılı doğal madde.

Hücrelerin ana maddesini oluşturan proteinler hücre için gerekli olan DNA, RNA, enzim ve organellerin yapısına katılarak hücrede büyüme, gelişme, yaralanmanın tamir edilmesi, bağışıklık sistemine katılma gibi hücrede hayati öneme sahip moleküllerdir. Proteinler hücrede gerçekleşen bütün olayların yapı taşını oluşturur.

Glukoneogenez nedir?

Beyin, eritrositler, egzersiz halindeki kaslar, böbrek, testis ve gözdeki kornea gibi dokular enerji eldesi için devamlı glukoza gereksinim duyarlar. Devamlı glukoz alımı olmadığına göre, bu gereksinim depo şekerinden (glikojenden) karşılanmalıdır.Depo şekeri de sınırlı olduğu düşünülürse, uzamış açlıkta glukoz laktat, pirüvat, alfa-ketoasidler ve gliserol gibi prekürsörlerden üretilir. Karaciğer başta olmak üzere, özellikle uzamış açlıktan böbreklerde glukoz üretimini başarır.

22 Nisan 2015

Obezite nedir, nasıl oluşur?

Obezite, vücut ağırlığını düzenleyen sistemlerin bozulması ve vücutta aşırı yağ birikmesidir. Endüstri toplumlarında azalan aktivite ve bol gıda alımı sonucu, obez sayısı her geçen gün artmaktadır. Örneğin, ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, yetişkinlerin 2/3'ü fazla kilolu, %30'dan fazlası ise obezdir. Türkiye'de oran belki bu kadar yüksek değildir ama yaşam ve beslenme tarzı değiştikçe, obez oranı hızla yükselmektedir.

Vücutta toplanan yağ, genelde karın ve alt ekstremitelerde toplandığı görülür. Karın bölgesinde yoğun olarak toplanmış aşırı yağ ile karekterize elma tipi, alt ekstremitelerde fazla yağ toplanması ile de armut tipi obezite oluşur. Elma tipi vücut yapısına sahip bireylerde hipertansiyon, diabet, insülin direnci, dislipidemi ve kroner kalp yetmezliği riski daha fazladır. Armut vücut tipi, nispeten daha masum gibi gözüküyor.

19 Nisan 2015

Hücreler arası iletişim

Çok hücreli organizmalar için hücreler arası iletişim hayati öneme sahiptir. Milyarlarca hücrenin etkinliklerini eşgüdümlü yapabilmeleri için haberleşmeleri gerekir. Zigottan itibaren canlının yaşamı boyunca devam eden bu iletişim, evrensel bazı denetim mekanizmaları ile sağlanır.

Hücreler, birbirleriyle konuştuklarına (iletişim) göre, ne konuşur, nasıl konuşur? Hücrenin yüzeyine gelen fiziksel ya da kimyasal bir sinyal, bir dizi sinyal aktarım yolunu kullanarak özgül bir cevaba dönüşür. Hücresel haberleşme, çok hücrelilerle beraber prokaryotlarda da gözlenir. Örneğin: Toprakta yaşayan bir bakteri türü (Myxobacteria) besin krizi durumunda bir kimyasal molekül ile diğer hücreleri uyarır. Uyarıyı alan hücreler, kümeleşerek ortam şartları düzelene kadar kalın çeperli sporlar oluştururlar.